Ana içeriğe atla

İki İhtimal Arasında Yaşamak

 

İki İhtimalle Yaşamak

Bir zenginliğin kişisel farkındalıkla bilinçaltının uysallığıyla derinden örtbas edilmesi,

Diğeri lükse duyulan saygınlığın naif bir çizgiyle hayata entegre edilmesi…

Her iki ihtimalde de öznel doğruyu yakalamaya çalışmak mümkün.

Birinci seçenek bize kişisel hazlardan uzak, daha felsefik geniş bir tablo ile yaşama karşı duyarlı olmayı sağlarken diğeri varolan koşulları en üst potansiyele taşımayı hedefliyor.

Nasıl?

Öncelikle soru şu olmalı,

Ben kimim?

İkinci soru,

Hayattan neler bekliyorum?

Sorulara net ve objektif cevaplar vermek her ne kadar mümkün olamasa da öncelikle çıplak bir benlikle yanıt almak ve

ardından realitik bir perspektife koşullar ve hedefler açısından saptamalar yaparak eklemek bununla birlikte girişimde bulunma döngüsünü başlatmak gerekiyor.

En öznel yaklaşımın içinde bile, barındırdığı toplumsal, ekonomik sosyal tecrübeleri, kişisel düşünce ve duyguları ardında bırakmak mümkün olamayacaktır. Tek bir yol imkan sağlar bu duruma.

O da;

Kendini dünyanın uzağında bir yerlerde, belki bir uzay boşluğunda hayal etmek.

Bu ölçüde geriye sadece yaşamsal ihtiyaçlar ön plana çıkar.

O halde minimalize edilmiş hayati ihtiyaçlarımızı çantamıza alıp yavaş yavaş dünyaya dönebiliriz.

Bir kenti ilk kez gezdiğinizde ilk olarak nelere dikkat ederdiniz?

Genelleme yapıldığında yetkinlikleriniz, ihtiyaçlar ve duygularınız doğrultusunda eylemlerde bulunacağınız öngörülür.

İlgi alanınız ve yeteneğiniz fotoğraf çekmek ise öncelikle temel bir güdü olan en iyi hale getirme isteğimiz bu noktada harekete geçer ve en iyi fotoğrafları yakalama arzusunun peşinde dolanırız, en iyi yerler en iyi ışık, en iyi zaman, elimizdeki imkanlar bunlar ölçüsünde planlama yaparız çok hızlı bir şekilde.

Ya da bir müzisyenseniz, bulunduğunuz yerde müzik kültürünü keşfetmek adına hemen bir konser, canlı bir dinleti veya müzik marketleri dolaşmak adına araştırma yapar ve bu hedefimize ulaşmaya çalışırız.

Peki bu kadar hızlı plan yapabilme becerisine doğuştan sahip olan bir insan nasıl olur da, hiçbir şey elinde değilmiş gibi karamsarlığın ve boşluğun kölesi haline gelebilir?

Yanıt; kim olduğunu unutmak ile ilgili.

Sele kapılmak, benliksel faciayı benimsemek,

Vurdumduymazlığın zararından sıyrılabileceğine inanmak ve tüm bunlara farkında olmadan körü körüne bağlanmak ile ilgili.

Ne istiyorum? Her gün bu soruyu sormalı insan.

Bugünden, yarından, yakın ve uzak gelecekten ne istiyorum? Nerde olmak istiyorum, nasıl yaşamak, neyi başarmak, nerede durmak?

Bütün bu sorulara gelemeyişi, insanın tembellik başlığı altında kendini kandırdığı güncel problemler aslında.

Dünyadaki tüm sorunları bir kenara attığımızı, herkesin huzur içinde yaşadığı bir toplum olduğunu varsaysak bile, bireyin kendi benliğini düzenli olarak sınamadığı, beklentilerini sürekli olarak hatırlamadığı bir zaman diliminde boşvermişlik yine hüküm sürecektir.

Hayatın mükemmel olması diye birşey yok, bireyin beklentilerinin neler olduğu ve bu beklentiler ufkunda hangi çalışmalarda bulunduğu bir gerçek olarak karşımızda.

Zenginlik mi istiyorsunuz, içinde bulunduğunuz durumdan daha büyük bir zenginlik mi, o halde sınırlarınızın dışına çıkmak için cesur kararlar alın ve çalışmaya başlayın, düşünmekten öte, daha harekete dayalı bir çözüm planı oluşturun kendinize.

Zenginlik umrumda değil ben başka hedefler ışığında topluma dünyaya katkı sağlamak ve manevi duygularla öznel bir hazza sahip olarak yaşamak istiyorum mu diyorsunuz?

Saptayın,

Yetkinliklerinizi, ihtiyaçları, sorunları, yakın ve uzak çevrenizi, size destek olacak kaynakları.,

Planınızı yapın.

Her iki ihtimalde de ortaya çıkan şudur;

Birey önce kendinde olanı saptamalı,

bunlar yetenekler, ihtiyaçlar, yaşadığı süreç, çözüm kaynakları, planları ve realitik bir bakış açısı..

Sonra hazırladığı plan dahilinde aşama aşama harekette bulunması yani eyleme geçmesi…

Ardından başarıya ulaşma yolunda engel durumları belirleyip bunlarla ilgili daha önceden hazırlamış olduğu çözüm kaynaklarını devreye sokup ilerleme kaydetmesi veya analitik bir beceriyle planına doğru yürürken vereceği kararlar konusunda yine başlangıçtaki prensiplerini unutmaması..

Her 3 aşama tamamlandıkça sarmal bir döngüde büyüyerek gelişen ihtiyaçlar, yetenekler, başarılar, hedefler ve yeni sorunlarla birlikte çözümler oluşacaktır.

Tekrar başa dönüyoruz ve yeniden soruyoruz o zaman;

Ben kimim?


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tersten Yaşamak

  Tersten Yaşamak – Can Yücel https://www.sofrabezi.com/2018/09/ksa-hikayeler-tersten-yasam.html Yaşamın en tatsız tarafı sona eriş şeklidir.. Şüphesiz ki yaşamı tersten yaşamak Daha güzel, hatta mükemmel olurdu. Nasıl mı? Camide, musalla taşında uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içerisinde, Herkes karşınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette. Tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir itibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi hazır. Arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev…. Altmışlı yaşlara kadar her şey garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve işe ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. Genel Müdürlük veya bunun gibi yüks...

Taşınma Rehberi

Öncelikle bu yazıda taşınmadan önce, taşınma esnasında ve sonrasında yapılması gerekenler tecrübeye dayalı olarak kısa bir tavsiye niteliğinde hazırlanmıştır. Sizlere kolaylık sunması dileğiyle... https://www.which.co.uk/news/2021/01/can-you-move-house-during-the-coronavirus-lockdown/  sitesinden alınmıştır.

Kaybetmeden Kaybediş

Senden kalan her ne varsa,  Her birini tek tek hatırlamak için şimdi saatlerce sessizce oturup bir köşede uzun uzun dalıyorum... Belki bir ses hatırlarım, belki bir gülüş içimdekileri biraz olsun dindirir diye... İlk gittiğin o günden beri sesinin minicik bir tınısı bile gelmiyor kulağıma.   Çok dua ettim, bir an olsun hatırlasam diye ama olmadı işte. Sen varken de seni özlemek nasıl bir şey biliyor musun? Çok özlemek eski seni, Ruhuna dokunmak istemek ölesiye. Fakat bir türlü kavuşamamak... Anlatıldığı gibi değilmiş o işte, Öyle kolay da değilmiş. Her baktığında bin kere ölmek gibiymiş, Ölmek isteyip isteyip de ölememekmiş. Boğazına bir şey düğümlenirken yüzünde bin tebessüm göstermeye çalışmak nasıl  biliyor musun? Ellerin arkanda kanlar içinde, Ama sen o acıyı daha büyük bir acı hissettiğinden yaşayamıyorsun sanki. En sevdiğinin gitmesini istemenin acısını sadece bunu en derinden sevdiği halde gerçekten istemek zorunda kalan bilir. Kimseler hikaye anlatmasın, Kimse nas...