Her birini tek tek hatırlamak için şimdi saatlerce sessizce oturup bir köşede uzun uzun dalıyorum...
Belki bir ses hatırlarım, belki bir gülüş içimdekileri biraz olsun dindirir diye...
İlk gittiğin o günden beri sesinin minicik bir tınısı bile gelmiyor kulağıma.
Çok dua ettim, bir an olsun hatırlasam diye ama olmadı işte.
Sen varken de seni özlemek nasıl bir şey biliyor musun?
Çok özlemek eski seni,
Ruhuna dokunmak istemek ölesiye.
Fakat bir türlü kavuşamamak...
Anlatıldığı gibi değilmiş o işte,
Öyle kolay da değilmiş.
Her baktığında bin kere ölmek gibiymiş,
Ölmek isteyip isteyip de ölememekmiş.
Boğazına bir şey düğümlenirken yüzünde bin tebessüm göstermeye çalışmak nasıl biliyor musun?
Ellerin arkanda kanlar içinde,
Ama sen o acıyı daha büyük bir acı hissettiğinden yaşayamıyorsun sanki.
En sevdiğinin gitmesini istemenin acısını sadece bunu en derinden sevdiği halde gerçekten istemek zorunda kalan bilir.
Kimseler hikaye anlatmasın,
Kimse nasihat vermesin, teselli etmesin istiyorsun.
Kimse sarılmasın, ağzından en ufak bir sevgi sözcüğü veya minicik bir duygu çıkmasın istiyorsun.
Çıkmasın ki içinde biriken o acı dökülmesin diye diliyorsun.
Kimseye sarılmak istemiyorsun,
Daha da katılaşmak istiyor daha da uzaklaşıyorsun.
Uzak durmak istiyorsun insanlardan,
Kendinle kalmak mesela...
Sonra kendinle kalmışken de bomboş bakıyorsun duvarlara
Hiçbir şey hissetmiyorsun.
Kızamıyorsun da o eskiden kızdığın saçma sapan şeylere,
Anlamlı gelen şeylerin tümü değerini bir anda sıfırlamış karşında duruyor.
Sadece bakıyorsun boş boş...
Küçükken görmüyorsun da ne kadar baksan,
Sevdiğin birinden ayrılınca görmeye başlıyorsun.
Kalbin sıkışıyor, bazen onunla konuşuyorsun sanki senin yanındaymış gibi.
Bazen gecenin bir saati uykudan kan ter içinde kalkıp, dua ediyorsun.
Ki ben hiç bilmezdim kan ter içinde uyurken sırılsıklam uyanmayı,
Çok yaşadım ama...
Onun sevdiği şarkıları duymak,
Başkalarının, onun hayallerine benzeyen hayallerini anlatmasını istemiyorsun.
Herkesin duygularını farklı yaşaması muhtemel bir sonuçtur tabi böyle durumlarda,
Bazen kahkahalar duyuyorum çığlık atarcasına ağlıyorlar sanki.
Bazen sakinlik görüyorum, sanki biraz sonra üzüntüden bayılacak biri var karşımda...
Bazen de bir teselli etmeye çalışan görüyorum, sanki asla söylenenleri duyamayacak kadar acı çeken biri var gibi.
Ne yaşarsan yaşa; o kadar canın yanıyor ki, bir türlü bunu yaşayan sanki sen değilsin gibi durup şaşırıyorsun.
Herkes için iyi dileklerde bulunuyor,
Kızdığın herkesi affediyor,
En ufak bir anı hatırlatana, küsüyorsun.
Sadece güzel şeyler duymak istiyor ama asla öyle düşünemiyorsun.
Her iş kolay, her yük basit geliyor.
Evet tam da bu
Hayat bütün ağırlığını kaybediyor ,
Herkes basitleşiyor ve sen sanki bir rüyada boşlukta sallanıyorsun.
Yorumlar
Yorum Gönder